top of page

Son Kİtap İncelemelerİm

📚Bin Muhteşem Güneş - Khaled Hosseini

Kitabı okurken sık sık şunu düşündüm:
Bir kadının hayatı, doğduğu ülkeye göre ne kadar değişiyor…

Türkiye’de bir kadın olarak eğitim alabiliyor, çalışabiliyor, seçebiliyor ve seçilebiliyorsam; bu tarihsel bir dönüşüm ve Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir.

Bu yüzden roman bittiğinde sadece hüzün değil, aynı zamanda şükür ve sorumluluk duygusu da kaldı içimde.

Çünkü haklara sahip olmak, onları savunma sorumluluğunu da getiriyor.

Bir kadın ne kadar acıya dayanabilir?
Peki iki kadın birbirine yaslanırsa kader değişir mi?
Bin Muhteşem Güneş; kadınların görünmeyen tarihine yazılmış bir ağıt gibi.

Meryem ve Leyla…
İki ayrı kuşak, iki ayrı çocukluk, ama aynı yazgı.
Ataerkil düzenin, savaşın ve yoksulluğun arasında sıkışmış hayatlar.

Başta birbirlerine mesafeli, hatta soğuklar.
Ama zamanla aralarındaki bağ, kan bağından güçlü bir dayanışmaya dönüşüyor. İşte romanın asıl kırılma noktası burada:
Kadın dayanışması, patriyarkanın en büyük korkusudur.

📚 Biraz akademik bakarsak…

Hüseyni bu romanda Afganistan’ın yakın tarihini arka plan olarak kullanırken aslında özel alan–kamusal alan çatışmasını gösteriyor.
• Sovyet işgali
• İç savaş
• Taliban rejimi

Bütün bu politik kırılmalar, doğrudan kadın bedeninde ve ev içi şiddette somutlaşıyor.

Ev, güvenli alan olmaktan çıkıp iktidarın en küçük ama en sert yüzüne dönüşüyor.
Rasheed karakteri yalnızca bir “kötü adam” değil; sistemin erkeklik anlayışının sembolü.

Roman, feminist bir manifesto gibi:

Kadınların sessizliği politiktir. Dayanışması ise devrimci.
#kitap #gaziantep #türkiye #instagram #afganistan

📚Sarı Yüz-R. F. Kuang

​Bu romanında edebiyat dünyasının parlak vitrinini aralayıp perde arkasındaki rekabeti, ayrıcalıkları ve etik sınırları sorguluyor.

Roman, başarısız bir yazar olan June’un, ölen arkadaşı Athena’nın roman taslağını sahiplenmesiyle başlıyor. June’un bu sahtekârlığı ona başarı getirirken, onu giderek büyüyen bir yalanlar ağına sürüklüyor.

“Sarı Yüz” yalnızca bir intihal hikâyesi anlatmıyor;
✨ Beyaz ayrıcalığını
✨ Temsil ve aidiyet tartışmalarını
✨ Yayıncılık dünyasının görünmeyen yüzünü
✨ Sosyal medyanın linç kültürünü

okurun önüne sert ama ironik bir dille koyuyor.

Okurken insanı rahatsız eden, düşündüren ve sürekli şu soruyu sorduran bir roman:

👉 Başkasının hikâyesini anlatmanın sınırı nerede başlar?

❓June’un yerinde olsaydınız o taslağı alır mıydınız?

#kitap #gaziantep #türkiye #keşfet #kitapalıntıları

📚Wuthering Heights, İngiliz yazar Emily Brontëtarafından 1847’de yazıldı.

📮Hikâye, Yorkshire’ın ıssız tepelerinde yetişen iki karakterin (Catherine Earnshaw ve Heathcliff) karmaşık ve çoğu zaman yıkıcı olan aşkını anlatıyor. Catherine’in toplumsal sınıf baskıları ve Heathcliff’in geçmişi, bu aşkı bir tutku hikâyesinden trajediye dönüştüren temel unsurlar. Hikâye, sadakat, kıskançlık, intikam ve ölümle harmanlanmış duygularla dolu…

📮Bu uyarlamada hikâye yalnızca görüntülerle değil, müziklerle de anlatılıyor.

📮Ünlü müzisyen Charli XCX, film için özel olarak hazırlanan soundtrack albümüne imza atıyor. Albümde yer alan parçalar, filmin gotik ve tutkulu ruhunu duygusal bir derinlikle buluşturuyor.

📮Oscar ödüllü kostüm tasarımcısı Jacqueline Durran, bu filmde alışılmış dönem estetiğinin ötesine geçiyor. Tarihi dokularla modern moda anlayışını bir araya getiren kostümler, karakterlerin iç dünyasını yansıtan güçlü bir görsel anlatı kuruyor. Özellikle Catherine Earnshaw’ın görünümü, hikâyedeki duygusal dönüşümleri takip eden 40’tan fazla farklı kostümle ekrana taşınıyor.

📒José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

📒José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş🌙Bir yılbaşı günü ülkede kimse ölmemeye başlı
📒José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş🌙Bir yılbaşı günü ülkede kimse ölmemeye başlı

🌙Bir yılbaşı günü ülkede kimse ölmemeye başlıyor.
İlk anda bu bir mucize gibi görünüyor.
“Keşke ölüm olmasa” diyoruz.
Ama çok geçmeden anlaşılıyor ki ölüm sadece bir son değil, bütün bir düzenin temel direği.

🟡Kilise panikliyor.
Sigorta şirketleri hesap yapamıyor.
Hastaneler, huzurevleri, cenaze evleri çöküyor.
Yaşlılar, komadakiler, ölümcül hastalar… kimse ölemiyor ama herkes yük olmaya başlıyor.
🟡Saramago burada devleti, dini, ekonomiyi ve insanın ikiyüzlü ahlakını büyük bir ironiyle masaya yatırıyor.

🌙Sonra ölüm geri dönüyor.
Ama bu kez bir kadın olarak.
İnsanlara eflatun zarflarla, öleceklerini haber veren mektuplar gönderiyor.
Ta ki bir mektup yerine ulaşmayana kadar…
Bir viyolonselciye.
Ve ölüm, ilk kez bir insana âşık oluyor.

⭐️Roman tam burada başka bir şeye dönüşüyor:
Soğuk bir alegoriden, kırılgan bir aşk hikâyesine.

⚠️Saramago bize şunu soruyor:
Ölümsüzlük gerçekten bir kurtuluş mu, yoksa en büyük felaket mi?

Ve kitap başladığı yere dönerek bitiyor:
“Ertesi gün hiç kimse ölmedi.”

Bazen hayat, ancak bitebildiği için anlamlıdır. 🖤

📚Şurdan Bir Şehremini Alır Mısın?- Eray Emre Evren

📚Georgi Gospodinov – Bahçıvan ve Ölüm“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”Roman daha ilk c
Şurdan Bir Şehremini Alır Mısın- Eray Em

Bir semti sevmek, bir insanı sevmek kadar tehlikeli olabilir mi?

Sadece bir semt hikâyesi değil; geçmişle bugün arasında gidip gelen, mahalle kültürünü, eski İstanbul’u ve insan sıcaklığını anlatan bir iç döküş gibi.

Şurdan Bir Şehremini Alır mısın? tam olarak bunu hissettirdi bana.
Bir mahallenin sokaklarında büyüyen hatıralar, eski radyolardan taşan şarkılar, tanıdık yüzler…
Ve değiştikçe uzaklaşan bir dünya.

Çünkü bir yere alıştığında, onu terk etmek zorunda kaldığında kalbinin bir parçası orada kalıyor.

Bazen bir semti değil,
o semtteki hâlimizi özlüyoruz.

Bu kitap bana şunu hatırlattı:
Hepimizin içinde dönüp dolaşıp varmak istediği bir “Şehremini” var.
@eeevren_nn kaleminize sağlık.✨

Sizin kalbinizin bir köşesi hangi semtte kaldı?

#kitapönerisi #okudumbitti #edebiyat #gaziantep #istanbul

📚Demir Ökçe-Jack London,
okudukça gözümde büyüyen yazarlardan biri.

🪙Demir Ökçe, uzak bir gelecekten, 2700’lü yıllardan geçmişe bakarak Amerika’da işçi sınıfının kapitalizme karşı verdiği mücadeleyi ve sosyalist devrimin hikâyesini anlatıyor.
⚓️Hikâyeyi, üst sınıftan gelen bir kadının gerçekleri fark etmesi üzerinden okuyoruz. Bu yüzden roman, okurken insanı hem ideolojik hem duygusal olarak yakalıyor.

🪙Kimin gözünden baktığınıza bağlı olarak kitap ya umut edilen bir dünya ya da korkutucu bir kabus gibi duruyor.

⚓️London’ın karakterlerine kendi düşüncelerini ve hayatından izleri kattığı çok belli. Martin Eden’da bunu çok net hissetmiştim, Demir Ökçe’de de aynı durum var. Kitap ayrıca ilk distopya örneklerinden biri sayılmasıyla da çok dikkat çekici. 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi eserlerin öncülü olması, onu edebi açıdan daha da ilginç kılıyor.

🪙Romanda Avis’in anlatımı ve metne eklenen dipnotlar çok hoş bir gerçeklik hissi yaratıyor. Başta bunları çevirmen notu sanıp biraz kafam karışsa da sonradan kurguya ait olduğunu fark etmek aslında kitabı daha etkileyici hale getirdi. London’ın bu anlatım oyununu oldukça zekice buldum.

🪙Kitap boyunca kapitalist düzen eleştirisi çok sert ve tartışmalı diyaloglarla anlatılıyor. Ernest karakterinin tartışma tarzı, soru sorarak ilerlemesi, okuması en keyifli bölümlerden biriydi. Son bölümler ise gerçekten gerilimliydi ve finali bana oldukça gerçekçi geldi.
Daha fazla spoiler vermek istemiyorum. Herkesin okuması gerekiyor çünkü günümüz yasal olarak gösterilen sömürüyü gözler önüne sermiş hem de yüz yıl önce yazarak. Tavsiyeeeee📣

📚Uğultulu Tepeler-Emily Bronte

Kitabı okuduğum sürece catherine ve heathcliff’in birbirine duyduğu şeyin sevgi değil saplantı olduğunu düşündüm. zaten kitabı okurken de durmadan kendinizi “aşk böyle bir şey mi” diye soru sorarken buluyorsunuz. 📮bronte kardeşler her zaman ki gibi gotik yanlarını belli etmiş demeden duramadım hatta. kitabın inanılmaz karamsar bir havası var. ayrıca daha önce şiddetin bu kadar yoğun olduğu bir kitap hiç okumamıştım. durmadan dayak yiyen birilerini okumak beni çok rahatsız etti. yine de her şeye rağmen muhteşem bir psikolojik roman özelliği gösteriyor bana kalırsa.

📚Diri Gömülen-Sâdık Hidâyet,

📚Diri Gömülen-Sâdık Hidâyet, 📍Kan, ihtiras, intikam, acı, keder dolu bir yazar.Hidâyet s
📚Diri Gömülen-Sâdık Hidâyet, 📍Kan, ihtiras, intikam, acı, keder dolu bir yazar.Hidâyet s

📍Kan, ihtiras, intikam, acı, keder dolu bir yazar.
Hidâyet sırf kendini anlatmıyor, toplumun aksaklıklarına da boğmuyor okuru.
📮Neden Hidâyet okumalıyız, çünkü İran’dan çıkıp Avrupa’ya gitmiş bir yazarın bunaltılarına aşina olmak iyidir, İran halkının dertlerini bilmek de iyidir, öykülerdeki pek çok öge ilgi çekicidir.
İlgimi çeken öykü;
📌“Ateşperest” Zerdüştlükle ilgili hoşça bir öykü. Masada şarap, iki bardak, muhabbet. İran’dan yeni gelen memleketine döneceğini hiç ummadığını, memleketinden döndükten sonra tekrar gitmek istediğini söyler. Bir şey çağırır kişiyi, kadim bir duygunun esiri olan kişi pek bir şeye inanmaz da çağrıya kulak asmak zorundadır, derinlerde bir yerde ateşler yanmıştır çünkü, adam coşkuya kapılmıştır. İlla bir ritüele katılmak zorundadır, katılır, yüce varlığı orada hisseder. 20. yüzyılın başında İran’la ilgili araştırmalar yapan bir bilim insanının notlarından yararlanmış öykü belki de bu yüzden diğer öykülerden daha çok ikna etti.
✨Ama genel olarak çok beğendim diyemem tavsiye etmem ama yazarın ‘Kör Baykuş’ kitabını çok beğenmiştim onu tavsiye ederim☺️

Sevda Poyraz

📚Masumiyet Müzesi
Orhan Pamuk

📚🎬 “Hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum”
diye başlar kitap ve film…

Yorumum:Kişiliksiz (sahte benlik manasında) bir karakter kemal. değer yargıları olmayan, kendine yabancı, insanları harcamakta bir beis görmeyen, kendi kör kuyularına herkesi çekip orada birlikte yutulmayı arzu eden birisi.
Peki niye böyle? Kemal dahil hiç kimse kemal gibi olmak istemez herhalde. görünürde okumuş etmiş, parası olan bir aileden gelen, görmüş geçirmiş sayılabilecek bir tip nasıl oluyor da bunları sahiplenmek yerine pek çok şeyden geri çekilerek kendini sıradan bir aile evinde tv karşısına gömülmüş halde buluyor ve bundan zevk alıyor?
kendi yaşamının sorumluluğunu almamak için her şeyi yapan tiplerden birisi bence kemal.
Kemal’in ne denli çaresiz durumlara düştüğünü roman boyunca okuyoruz zaten. ama öyle bir sorumsuzluk örneği sergiliyor ki kendi varoluşu karşısında sinirlenmemek mümkün değil.

Bir insanın hiç mi iyi niteliği olmaz.. olamıyor işte. uğraşmamayı tercih ettiği sorunları çevresinden uzaklaştırmasıyla, insanları dışlaması ve görünmez olma çabalarıyla.

Edebiyatın güzelliği, insanlardaki karmaşıklığı onları haklı çıkarmak veya mazur görmek zorunda kalmadan deneyimlememizi sağlamasıdır. Hissediyorsan, kitap görevini yapıyor demektir. İçgüdülerine güven ve dürüstçe tepki vermene izin ver. Bazen en güçlü hikayeler, bizi daha derinden düşünmeye yetecek kadar rahatsız edenlerdir.

#kitap #gaziantep #instagram #keşfet masumiyetmüzesi

📚Masumiyet Müzesi
Orhan Pamuk

📌 Çoğumuz bu kitabı aşk kitabı diye okudu fakat Kemal’in Kişiliksiz (sahte benlik manasında) bir karakter olduğunu kabul etmedi.
🔴Değer yargıları olmayan, kendine yabancı, insanları harcamakta bir beis görmeyen, kendi kör kuyularına herkesi çekip orada birlikte yutulmayı arzu eden birisi.
🔴Peki niye böyle? Kemal dahil hiç kimse kemal gibi olmak istemez herhalde. görünürde okumuş etmiş, parası olan bir aileden gelen, görmüş geçirmiş sayılabilecek bir tip nasıl oluyor da bunları sahiplenmek yerine pek çok şeyden geri çekilerek kendini sıradan bir aile evinde tv karşısına gömülmüş halde buluyor ve bundan zevk alıyor?
📮Kendi yaşamının sorumluluğunu almamak için her şeyi yapan tiplerden birisi bence kemal.
📍Kemal’in ne denli çaresiz durumlara düştüğünü roman boyunca okuyoruz zaten. ama öyle bir sorumsuzluk örneği sergiliyor ki kendi varoluşu karşısında sinirlenmemek mümkün değil. İstenmediğini göre göre Füsun’un o sefil evlerine gitmesi hatta ve hatta kocasının da bulunduğu o eve her gün gitmesi akla sığacak şey değil. Ben buna asla aşk demem. Olsa olsa saplantı ve acizliktir. Zengin şımarıklığı da diyebilirim.

Bir insanın hiç mi iyi niteliği olmaz.. olamıyor işte. uğraşmamayı tercih ettiği sorunları çevresinden uzaklaştırmasıyla, insanları dışlaması ve görünmez olma çabalarıyla tamamen tiksindirici bir karakter.

Ama tabi edebiyatın güzelliği de burada.insanlardaki karmaşıklığı onları haklı çıkarmak veya mazur görmek zorunda kalmadan deneyimlememizi sağlamasıdır.
📌Hissediyorsan, kitap görevini yapıyor demektir. İçgüdülerine güven ve dürüstçe tepki vermene izin ver. Benim yaptığım gibi mesela😅 Kemal’in Füsun’a olan o hali bir ömrü buna harcaması etrafındaki nice insanın hayatını neredeyse hiçe sayması aklıma mantığıma yatmıyor kavga edesim geliyor🤣
📌Şununda unutmayalım:Bazen en güçlü hikayeler, bizi daha derinden düşünmeye yetecek kadar rahatsız edenlerdir.
Okuyun derim 🌼
Yazarın kalemine sağlık @orhanpamuk_

📚Georgi Gospodinov – Bahçıvan ve Ölüm

📚Georgi Gospodinov – Bahçıvan ve Ölüm“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”Roman daha ilk c
📚Georgi Gospodinov – Bahçıvan ve Ölüm“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”Roman daha ilk c

v“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”
Roman daha ilk cümlesinde neyle karşılaşacağımızı söylüyor: bir kayıpla, ama aynı zamanda bir dönüşümle.

“Babamın beni arayıp yolların nasıl olduğunu sormadığı ve dikkatli sürmemi tembihlemediği ilk yolculuğum.” Mesela bu cümleler beni ağlattı. Duygusal bir yolculuğa hazır olun derim.

Bahçıvan ve Ölüm, bir babanın ölümünü anlatan kişisel bir yas değil; aynı zamanda ölümün beden, zaman, hafıza ve anlatı üzerindeki etkisini düşünmeye çağıran sakin ama sarsıcı bir kitap.
Gospodinov, babasının hastalığını ve çözülüşünü anlatırken ölümü dramatize etmiyor; tam tersine, onu gündelik, sessiz ve kaçınılmaz hâliyle karşımıza koyuyor.

Roman boyunca hastane raporları, tıbbi terimler ve bahçenin döngüsel dili iç içe geçiyor. Modern tıbbın soğuk diliyle toprağın sabırlı bilgeliği yan yana duruyor.

Bahçe, kitabın kalbi. Toprak hem yaşamı besliyor hem ölümü kabul ediyor. Baba toprağa yaklaşırken, oğul yazıya tutunuyor.

Bahçıvan ve Ölüm, ölümü romantikleştirmiyor; onu anlamaya çalışıyor. Sessiz, sade ve kırılgan diliyle okuru şuna ikna ediyor:

Ölüm, hayatın boşluğunu değil, anlamını açığa çıkarır

📚BOYUN EĞMEYEN KADINLAR- Bahar Eriş

📚BOYUN EĞMEYEN KADINLAR- Bahar Eriş✨Tarih, “dâhi” dediğinde hep erkekleri gösterdi.Ama ta
📚BOYUN EĞMEYEN KADINLAR- Bahar Eriş✨Tarih, “dâhi” dediğinde hep erkekleri gösterdi.Ama ta

✨Tarih, “dâhi” dediğinde hep erkekleri gösterdi.

Ama tarih sayfalarının kenarlarında hep :
görünmez kılınmış, bastırılmış, ama vazgeçmeyen kadınlar.

Bahar Eriş, Boyun Eğmeyen Kadınlar’da bu sessiz ışığı görünür kılıyor.
Frida Kahlo’dan Suat Derviş’e,
Furuğ Ferruhzad’dan Maya Angelou’ya,
Yayoi Kusama’dan Nergis Muhammedi’ye…

✨Bu kadınlar sadece büyük eserler üretmediler.
Onlara biçilen rolleri reddettiler.
“Dâhi”nin neye benzediğini yeniden yazdılar.

✨Eriş; otizmli, disleksili, ruhsal kırılganlıkları olan,
ya da ileri yaşta üretmeye devam eden kadınları da bu hikâyenin merkezine koyuyor.
✨Çünkü yetenek bir kalıba sığmaz.
✨Zekâ tek bir tipe ait değildir.

Bu kitap,
çiçek açmak için direnmek zorunda kalan
tüm kadınlar için. 🌿

bottom of page